Bad-ı muhalif (azab-ı mukaddes'den bir eseri)

  • email Arkadaşınıza yollayın
  • print Yazıcı versionu

BU makaleyi beğendiniz mi ?

(Toplam 7 Oylar)
Karakter boyutu : Küçült Büyüt
Bad-ı muhalif (azab-ı mukaddes'den bir eseri)

Kadın namazda osurmuş ve bozmamış asla.
Huzur-ı kalb ile etmiş salatı hüsnü-i seda.

Duyar, bakar kocası, bu namaza hayret eder.
Bu üç adet osuruk her fesadı davet eder.

Sorar der ki:
- Be hatun, bu namazda üç kere sen osurdun aldırış etmeksizin, sesinden ben utandım Allah’a karşı huzur-ı izzette, bu zartadab ki: husussan dem'i ibadette.

Kadın tebessüm eder, der ki:

- Kalbim Allah’a hulus ile müteveccih olursa dergâha,
Salât-ı mü'mini hiç ettirir mi zarta sukut,
götüm kıymete dek cehren etse de cart curt!

Hikaye bu, gelelim şimdi, emr-i tetkike:
Huzur-ı hakta osurmak olur mu böyle şaka?

Hafisi, cehrisi, bab-ı meşihay'a aid,
fakat huzu' ile amden, hem erkeği şahit...

...

Herif hükümet olursa, kadın da devlettir.
Namaz vazifedir, osuruk sada-yı milletir.

...

Gürültü, top, tüfek, isyan nedir vazife için?
Vazife çünkü: mukaddes, vatan hayat ve din.

Bu yolda kalbini Allah’a rabt eden korkmaz.
Bozulmaz öyle patırtıyla kıldığı o namaz.

Seda-yı milleti ilan eden kadın. Bu herif
eşek gibi bakar ancak, mukaddesat-ı şerif.

Ne olduğu size zahir değil mi? işte vatan.
Seda-yi millete karşı ağzını açarsın utan.

Bu cehren oldu evet, gel, seninki ya imza,
çıkar mı o leke bilmem ki; kıkasa derya?

Demek o bad-ı muhalif, eser ki devletten
habir eder vükelayı reh-i hükümetten.

Uyandırır karayelle müsebbib-ül esbab
o kaptanı ki olurken gemi zulumle harab.

Ona - Huda-yı cehalet penah-ı bi-iz'an
o yolculardan utanmaz mı? işte hal-i vatan.

Hayır utanmaz o, onda utanmak olsa eğer
öperdi südde-i şevket penahı mihr-i zafer.

Şeraitin başı halkın vazifesinde huzur
huzur-ı hakda vazife kabul eder mi kusur?

Bu yerde devlet-ü millet idare gerdişidir.
Hatayı kontrol ancak hükümetin işidir.

Hükümetin ise timsali hey'et-i a'yan
mezarlığı vükela, servi, zıllı meb'üsan

...

Büyüdükçe bir adam ölmüş necib, hem zengin.
Gasil ve saire neyse merasim-i tekfin.

Olur iken teneşir yavaşça doğrulmuş.
İmam ve oradakiler cümleten hacil olmuş.

imam demiş ki:

- efendim, vucudunuz kirliimiş de bir yıkamak istedik değil mi iyi?

Evet demiş:
- güzel amma götümdeki pamuğa, cevabı kim verecek? Sor başındaki kavuğa.

Meğerse sekteden arız imiş bu hal-i garih,
sıcak su dökünce çıkar hata-yı tabii.

Bu işte ba's-ı vatandır ki biz ba'd-el-mevt;
sıcak su göz yaşıdır, hak, bu serserice evet.

Fakat bilir misiniz ki; yazarken bunu ben,
fakülte'de gece saat yarım, soğuk birden.

Tipiyle, karla hücum etti, yok odun yakacak
ya şu zavallı ahaliye hangi göz bakacak?

...

Hukuk-ı halk ise de her nasılsa zulm-ı sarih
budur ki lan'nete şayan. değil hata-yı kabih.

Benimseyen adam ancak, maaş için, vatanı,
kızarmıyor o surat hiç, sıvansa elle, kanı!

Muhabbet-i vatan ancak geçinme âlemidir.
Dilinde davet-i düşmen ki vird-i mahremidir.

Temerküz etmemiş asla o dilde hubb-ı vatan
sorulsa ceddi de mutlak vezir-i ali şan!

...

Dehayı, fikri el altından oynatır ehli,
budur siyaset-i şahsiyyenin asıl temeli.

Bu hizmeti yapamazdı, kalın gelirdi ona.
O aşiyan'ı feda güçcedir vatan yoluna.

O benden önce bilirdi Tolstoy* oğlumuzu.
Öğürdü, kustu, çıkardı, o nur gibi domuzu.

...

Sen ey , hayal-i mevlana,
senin mi söyle, senin mi bu kişver-i ma'na?

Bu iltifat-ı kadimin nigah-ı hayrettir;
vucud-ı ma'rifetin, kıblegah-ı vahdettir.

Serair-i azametle dolan şu köhne serim,
ne var içinde ki arşı, zemin-i fikr ederim?

Urucu velyeden efkar içinde kavs-ı nüzul,
bu sahih atı saçar, ben de kayd ile meşgul.

Hulasa: ben değilim o cihan-ı raz-ı gezen,
Nühüfte perde-i nayın içindeki neyzen. 

Neyzen Tevfik

 

Yorum Ekle comment Yorumlar (0 tane kayıtlı yorum var)



Tüm hakları saklıdır. 1999-2007 ©