Bölümler
Arşiv
| paz | sa | ça | pş | cu | cum | pa | |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | ||
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | |
| 28 | 29 | 30 | 31 | ||||
Mailinizi ekleyin
seçim: Oy verin
Bugün çok okunanlar
En çok yorumlananlar
BU makaleyi beğendiniz mi ?
Kadın namazda osurmuş ve bozmamış asla.
Neyzen Tevfik
Huzur-ı kalb ile etmiş salatı hüsnü-i seda.
Duyar, bakar kocası, bu namaza hayret eder.
Bu üç adet osuruk her fesadı davet eder.
Sorar der ki:
- Be hatun, bu namazda üç kere sen osurdun aldırış etmeksizin, sesinden ben utandım Allah’a karşı huzur-ı izzette, bu zartadab ki: husussan dem'i ibadette.
Kadın tebessüm eder, der ki:
- Kalbim Allah’a hulus ile müteveccih olursa dergâha,
Salât-ı mü'mini hiç ettirir mi zarta sukut,
götüm kıymete dek cehren etse de cart curt!
Hikaye bu, gelelim şimdi, emr-i tetkike:
Huzur-ı hakta osurmak olur mu böyle şaka?
Hafisi, cehrisi, bab-ı meşihay'a aid,
fakat huzu' ile amden, hem erkeği şahit...
...
Herif hükümet olursa, kadın da devlettir.
Namaz vazifedir, osuruk sada-yı milletir.
...
Gürültü, top, tüfek, isyan nedir vazife için?
Vazife çünkü: mukaddes, vatan hayat ve din.
Bu yolda kalbini Allah’a rabt eden korkmaz.
Bozulmaz öyle patırtıyla kıldığı o namaz.
Seda-yı milleti ilan eden kadın. Bu herif
eşek gibi bakar ancak, mukaddesat-ı şerif.
Ne olduğu size zahir değil mi? işte vatan.
Seda-yi millete karşı ağzını açarsın utan.
Bu cehren oldu evet, gel, seninki ya imza,
çıkar mı o leke bilmem ki; kıkasa derya?
Demek o bad-ı muhalif, eser ki devletten
habir eder vükelayı reh-i hükümetten.
Uyandırır karayelle müsebbib-ül esbab
o kaptanı ki olurken gemi zulumle harab.
Ona - Huda-yı cehalet penah-ı bi-iz'an
o yolculardan utanmaz mı? işte hal-i vatan.
Hayır utanmaz o, onda utanmak olsa eğer
öperdi südde-i şevket penahı mihr-i zafer.
Şeraitin başı halkın vazifesinde huzur
huzur-ı hakda vazife kabul eder mi kusur?
Bu yerde devlet-ü millet idare gerdişidir.
Hatayı kontrol ancak hükümetin işidir.
Hükümetin ise timsali hey'et-i a'yan
mezarlığı vükela, servi, zıllı meb'üsan
...
Büyüdükçe bir adam ölmüş necib, hem zengin.
Gasil ve saire neyse merasim-i tekfin.
Olur iken teneşir yavaşça doğrulmuş.
İmam ve oradakiler cümleten hacil olmuş.
imam demiş ki:
- efendim, vucudunuz kirliimiş de bir yıkamak istedik değil mi iyi?
Evet demiş:
- güzel amma götümdeki pamuğa, cevabı kim verecek? Sor başındaki kavuğa.
Meğerse sekteden arız imiş bu hal-i garih,
sıcak su dökünce çıkar hata-yı tabii.
Bu işte ba's-ı vatandır ki biz ba'd-el-mevt;
sıcak su göz yaşıdır, hak, bu serserice evet.
Fakat bilir misiniz ki; yazarken bunu ben,
fakülte'de gece saat yarım, soğuk birden.
Tipiyle, karla hücum etti, yok odun yakacak
ya şu zavallı ahaliye hangi göz bakacak?
...
Hukuk-ı halk ise de her nasılsa zulm-ı sarih
budur ki lan'nete şayan. değil hata-yı kabih.
Benimseyen adam ancak, maaş için, vatanı,
kızarmıyor o surat hiç, sıvansa elle, kanı!
Muhabbet-i vatan ancak geçinme âlemidir.
Dilinde davet-i düşmen ki vird-i mahremidir.
Temerküz etmemiş asla o dilde hubb-ı vatan
sorulsa ceddi de mutlak vezir-i ali şan!
...
Dehayı, fikri el altından oynatır ehli,
budur siyaset-i şahsiyyenin asıl temeli.
Bu hizmeti yapamazdı, kalın gelirdi ona.
O aşiyan'ı feda güçcedir vatan yoluna.
O benden önce bilirdi Tolstoy* oğlumuzu.
Öğürdü, kustu, çıkardı, o nur gibi domuzu.
...
Sen ey , hayal-i mevlana,
senin mi söyle, senin mi bu kişver-i ma'na?
Bu iltifat-ı kadimin nigah-ı hayrettir;
vucud-ı ma'rifetin, kıblegah-ı vahdettir.
Serair-i azametle dolan şu köhne serim,
ne var içinde ki arşı, zemin-i fikr ederim?
Urucu velyeden efkar içinde kavs-ı nüzul,
bu sahih atı saçar, ben de kayd ile meşgul.
Hulasa: ben değilim o cihan-ı raz-ı gezen,
Nühüfte perde-i nayın içindeki neyzen.









