Bölümler
Arşiv
| paz | sa | ça | pş | cu | cum | pa | |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | |||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | |
| 27 | 28 | 29 | |||||
Mailinizi ekleyin
seçim: Oy verin
Bugün çok okunanlar
En çok yorumlananlar
BU makaleyi beğendiniz mi ?
Abamor un pabriqası olsa dayanmaz: (Urfa’nın ilk fabrikası.) Çok para harcayan kişileri uyarmak veya kınamak için söylenir.
‘Abdestinde-namazında: Dürüst ve/veya dindar kişiler için kullanılan bir tabir.
Ac kabadayı: Beş parasız olduğu halde fiyaka yapan kişiler için kullanılır.
Ac ol-: Acıkmak.
“İnsan dağa gettı mı tez ac oliy.”
“Havası temmiz ya, ondandır!”
Aclıxtan nefesı qox-: Yoksul, parasız kişilerin durumunu anlatan bir söz.
Aç qarnına acı saqız: Aç karnına yenen veya içilen uygunsuz şeyler için.
‘Bu qehve nedir böyle, sebbeh sebbeh getirmişsen; aç qarna acı saqız!’
Açığını qapat-: Birisinin hatasını telafi etmek.
Açıx ekmek: Lavaş ekmek.
Açıx ver-: Yaptığı bir yanlışı belli etmek.
A dı gel ha: ‘Bak şimdi’, ‘oldu mu yani’ gibi anlamlarda kullanılır.
Adam yoxlığında adamdan sayıl-: Çevrede kayda değer bir insanın bulunmadığı durumlarda sıradan kişilerin itibar görmesi.
Adı ki: Sözde.
“Adı ki oqıla gidiysen; nasıl Türkiye’nin başkentinı bilmisen!”
“Daha onı göstertmediler; o lise ikinın qonısı!”
Adım at-: Bir işe başlamak, girşimek.
Adını deliye qoymış, götünı çalıya: Bilerek saçmalayan kişi için kullanılır.
Ağ qazanı qoyıp qara qazanı mı endirdıx: Arkadaşına (örneğin eşya taşıma hususunda) yardım eden kişilerce söylenir. ‘Çok yoruldun’ sözüne karşılık, ‘yok canım, ne yaptım ki; ağır yük mü kaldırdım sanki’ anlamında.
Ağa kelle yimiş: Rehavet çöken yahut yan gelip yatan kişileri tanımlamak için kullanılır.
Ağır boydan ağır soydan: Kendini önemli biri sanan kişilerle alay etmek için kullanılır.
Ağıt boğazına çök-: Ağlamaklı olmak.
Ağıt tut-: Ağlamak.
Misal:
“Ne vaxıt bi feqir görsem benı bi ağıt tutiy!”
Ağız eg-: Birine yalvarmak; ondan yardım istemek.
Ağız qoxısı çek-: Tahammül etmek, katlanmak. Birinin olmadık angaryalarına maruz kalmak.
Ağbatı: (=Ağ bahtı) Darısı. Mutlu sonu.
Ağzıaçıx: Bir Urfa yemeği. Yağda kızartılan bir çeşit lahmacun.
Ağzı açıx ayran delisı: Basit bir şeye heyecanla seğirten şapşal kişiler için kullanılır. Gördüğü herşeye alık alık bakan, anlamsız bir hayranlıkla seyredip şaşıran.
"Qız yerı hadé; nedir ağzı açıx ayran delisı kimin léylilere baxiysan!"
Ağzı dolı: Konuşacak bir sürü sözü bulunmak.
“Uşağın ağzı dolı, hama söliyemiy!”
Ağzı düz: Ağzına ne gelirse çekinmeden söyleyen.
Ağzı kéçe bağla-: Ağzı sıcağa alışkın olmak. Çok sıcak çay içebilenler için kullanılır.
Ağzı qox-: Parasız, züğürt insanları aşağılamak için kullanılan bir deyim.
Ağzı zifır: Küfürlü konuşan kişiler için kullanılır.
Ağzım göt oldı: ‘Çok söyledim; o kadar çok uyardım ki..’ anlamında.
Ağzından al-: Sözünü tam söyleyecekken karşısındakinin söylemesi.
Ağzından laf al-: Ağzını yoklamak.
“’Aqlı sıra uşağın ağzından laf alacax! Démiş hele söyle babay anaya ne getiriy! Siye ne ne getiriy, siyrıx he valla!”
Ağzıya kira mı istiy: ‘Neden konuşmuyorsun; ağzın kira mı istiyor’ anlamında birsöz.
Ağzıyumıx: Bir Urfa yemeği. İçine kavrulmuş kıyma konan hamur kapatılarak yağda
Ağziy böyük büzisen, göziy böyük süzisen, ya o balcan bırniy ni yapacaxsan: Kusuru çok olan insanlar bütün kusurlarını kapatamaz.
Ahkam kes-: Bir konu hakkında bilgiç tavırlar sergilemek.
Axır-vaxıt: Kıyamet.
Axmasa da damliy: ‘Az da olsa kazanıyoruz’ anlamında, daha çok küçük esnaflarca söylenen bir söz.
Axtar ağacı: Sac üstünde ekmek yapmaya yarayan tahta kürek.
Alçax divar: Herkesin suistimaline açık olan kişi.
‘Aleme mostra ol-: Herkese rezil olmak.
Alğın-çalğın: Fiziği çarpık olan kişiler için kullanılır.
Alıştiy datlı hevliya (veya ‘dadandi datlı hevliya’): Herşeyin kolayına alışan kişilere söylenir.
Allah üzümıze baxtı: Allah bize acıdı, bizi korudu, anlamında.
Allaha amanat: 1) Uğurlanan kişilerin ardından siylenir; ‘Allaha amanat ol!’ 2) Arızalı, sorunlu.
Misal:
(Elli yıl önceki bir diyalogdan:)
-Kör ‘Elo, bi payton (=fayton) yaptırmış, Allaha amanat...
-Niye ki?
-Yav axşam dedıx bi Koşımeydanı’na gidax, bizı yarı yolda bıraxtı! Belle‘iye saplandı, çıxamadıx!
-Hérsiyızı tökemediyz yanı?
-Töktıx tökmesine...
-Nasıl?
-Gensı yanımızdadı...
Allah dergahından atmış: Islah olmaz kişiler için kullanılır.
Allaha bi verdığı var: “Allah korumuş”, anlamında.
“’Erabanan üç taqla atmış; kim olsa sağ çıxmazdı; Allaha bi verdığı var ki qurtılmış!”
Allahisen: Allahını seversen.
Allahı gözünün önüne gel-: (Argo) Ölmekle tehdit edilen kişilere söylenir.
Allahı qeybol-: Urfa argosunda ‘mahvolmak’, ‘çok yorulmak’ gibi anlamlara gelir.
Allahın elı seniy eliy: Yardım istenilen kişiye söylenir.
“Hecı abe acıx benı everediy lo! Allahın elı seniy eliy!”
Allahiya it olım: Sevilen bir kişiyi taltif (=onore) etmek veya ona latife yapmak için söylenir.
Allahiyın tavuğunu yiyım: (Argo) Sevilen kişilere hafif dokunmak maksadıyla söylenir.
Allahvére: Umarım, inşaallah!
Misal:
“Nérye gönderdiy uşağı bı axşam vaxtı!”
“Baqqala...”
“Allahvére téz gele!”
Altı aylığını al-: Bütün alacağını almak; mecazen, ‘çok korkmak.’ (1800’lü yıllarda memurlara altı ayda bir maaş ödenirmiş.)
Altı daş üstü toqaç: Herhangi bir sorunu, sıkıntısı olmadığı halde öyle görünenler için kullanılır.
Altı vay vaylı üstü qalaylı: Görüntüsüyle özü farklı/çelişkili olan şeyler için kullanılır. ‘Altı kaval üstü şişhane’.
Altına sıç-: Çok korkmak.
“Benı gördü mı eynım altına sıçiy!”
Altında qalma-: Kendisine yönelik yapılan bir işin (iyiliğin veya kötülüğün) karşılığını vermek.
A.bitı ç. çapağı: Herşeye burnunu sokan kişiler için kullanılır.
‘Ambar ol-: Çok gol yemek. Laçka olmak.
“Ğassaray ‘ambar oldı bı sene!”
‘Amel ol-: İshal olmak.
‘Amel olmaz: Güven olmaz.
“Bı saatte söz verdı, bax hala gelmedı!”
“Ona ‘amel olmaz!”
Anasının hörekesinden uydur-: Yalan söylemek, uydurmak.
Anasının oynaşını görmüş kimin ol-: Nefret ettiği, öldürmek istediği birini görmek.
Anay öle: İçli türkü veya hoyratların ortasında veya sonunda, dinleyiciler tarafından okuyuculara söylenen bir söz.
Anay soğan babay samırsax; sen nerden çıxtiy tühpe çiçegı: Olmadık yerde araya giren; lafa karışan veya uygunsuz davranan kişiler için söylenir.
Anayı baci Ahmet Naci...: Latife amaçlı söylenen bir çeşit küfür.
‘Anteb itı: Aşağılanan kişiler için.
Aqıl dağılanda ‘acep nérdedi: Aptalca hareket eden kişilere söylenen bir tabir.
Aqıllısı hangisi ögde giden zencirlı: Söz konusu grubun tümünün delice hareket ettiğini vurgulamak amacıyla söylenen bir söz.
‘Ar damarı çatlamış: Utanmak bilmeyen kişiler için kullanılır.
‘Araba na go merhaba: Kürtçe bir tabir. ‘Arab’a merhaba deme; lafı çoktur, uzattıkça uzatır’, anlamında.
Aradan çıxat-: Bir sorunu masrafsız şekilde çözmek.
Arasını qızdır-: İki kişinin arasına fitne sokmak.
Arı-silı: Tertemiz.
Arpaçarpa: 1) Bir çocuk oyunu. 2) Bir işi rastgele yapmak. 3) Saçmalamak.
Misal:
(‘Mahalle Medyası Part Üç’ adlı oyundan bir enstantane:)
Bir tv programı.
Sunucu Haçım: Yani görüyorsun Nuri abé. Urfamızın bınca altyapısının üstü yapılıyor, hama belediyemizin bir şey yaptığını kimse söyliyemiyor. Temsil, bu xalqımız nasıl qalaya çıxacax kimse sormuyor! Bazen qelbimden benbiye déyem yav keşke bı balıhlıgölümüz Anteb’in elinde olsaydı. kimse qusıra baxmayın sayın seyirciler. Şindiye qeder olsa bi teleferik qurmışlardı Urfa qalemize! Bırdan binerdıx Axarbaşı dolmışına, böyük yolda endıx mı, teleferige binerdıx. Yanımızda bi ferik varsa, ona da, yox, onı da bindirırdıx! Aha bizbize lığé lığé qala’ya çıxardıx! Qala’da böyle müsait bi qaraba buldiz mı da de’vayıznan xoş bi de’va-daraba yaparsız. Nasıl? Yani şindı Balıxlıgölümüz Anteplilerin elinde olsa teleferiknen çıxmax mı daha xoş, yoxsa böyle Şameşşegi kimin osıra osıra çıxmax mı.... Nemiş Çütkubbiye çıxiyam! Yerre gir sen de... Evet Nuri beg, bu konuda sen neler söylemek istiyor musun, buyur söz sizin!
Konuk Nuri: Ben tam aynamadım, nenen ‘elakalı?
Haçım: Şindı bı durumda seviyeyı düşürüp ‘neneynen ‘elakalı’ da deyebilırem, hamma ferqındasansa benbenı tutiyam!
Konuk Nuri: Yox, ben esseh aynamadım.
Haçım: Neyinı aynamisan Nuri abe, ben Türkçe mı konışiyam yoxsa Afrikaca bi kelime mi söyledim?
Nuri: Istafırla, yalavuz sanki birezım arpaçarpa qonıştiy, o sebepten...
Haçım: Nuri abé siye adam kimin bi yorım sorısı sordım, cuğap veri mısen, yoxsa gene bi teknik ‘erıza mı çıxadım bırda?
Nuri: Yox, aynadım. Yanı deyisen Balıxlıgölümüzü Anteplilere mı verax? Yav héç éle şé olır mı, bi sefer...
Haçım: Niye olmiy babboş; Antepliler Saco mı! Onlar da Müsürman evladı. İşte heppı béle seniy kiminler üçün bizi almiylar.
Nuri: Kimler?
Haçım: Avrupa Birligliler...
Arpi-samanı gendı yiyi, torbi başkasının boynına asi: Asıl suçlu kendisi olduğu halde, ustalıkla suçu başkasına atarak insanlarda yanılsama yaratan kişiler için söylenir.
Arvadımın neçegi başıma olsın: Bir çeşit yemin. ‘Yalan söylüyorsam kadın olayım’ anlamında.
Arxa çıx-: Birisinden yana olmak; ona güç vermek.
Arxasından deli quvala-: Çok hızlı koşmak.
“Gensine yetişmax üçün éle bi qaçtım, arxamdam sanki deli quvaliy!”
Arvat Faté: Bkz. ‘Qız Mıço’.
Asan gidiy qazıxlayan geli: Kötüsü gidiyor, daha kötüsü geliyor. Gelenin gidenden pek farkı yok, anlamında daha çok yöneticilere yönelik ve zımnen bu durumu eleştiren bir söz. (Kökü eskiye giden bir tabir: ‘Asan’, idam eden padişah veya vali; ‘kazıklayan’ ise yine aynı şekilde yetkili bir amir.)
Asbaplı şeytan: Kötü niyetli kişiler için kullanılan bir tabir.
Misal:
“Allah insanı asbaplı şéytanın şerrinden mahfaza etsın!”
“Amin! Yalavuz, mereqıma mucib oldı; niye?”
“Nasıl niye; insan şéytanı bilir; hama o şeytan, ya insan kimin asbap géymişse?”
“Dorğı! O vaxıt ayırd etmax zor olır! Yalavuz mereqıma mucib oldı; artıx arvatlar asbap géymi?”
“Hé? O vaxıt nasıl olacax, deyisen yanı, degil mı?”
“He. O vaxıt nasıl olacax?”
“Ne bilyem oğlım! Bin senedır qullanılan bi laf bı; sen hemın septik septik sorılar sorisan!”
“Yox ben mereqıma mucib...”
“Mereqiye de sıçım mucibiye de... Qax bi portalin getir içım hele, şekerim düştı sıfatiydan!”
Aşağı tükürsey seqqel, yuxarı tükürsey buyıx: Her iki olasılığın da olumsuz sonuç doğuracağı anlamında bir söz.
At ‘Alinin göt Velinin: Kendisine ait olmayan şeyleri kullanan salak kişileri tarif için söylenir.
At gelmezden axır yap-: ‘Dereyi görmeden paçaları sıvamak’ anlamında. Henüz işin asıl unsuru halledilmeden ayrıntılarla uğraşmak.
Ataş almağa gel-: Acelesi olmak. Misafirlikte çok kısa kalan kişiler için kullanılır.
Ataşpara: (Ateşpare=Ateş parçası) Yerinde duramayan çocuklar için kullanılır.
Atına eşşek dé-: Eleştirmek. Yanlışı olduğunu söylemek.
“Kim atiya éşşek dédı oğlım, ne üzi asmışsan!”
Atıp çekme: Deleme oyununda bir hareket. (İpe sarılı topacı ileriye atıp çekerek avucunda döndürme.)
Atma Recep din qardaşıyıx: Çok yalan söyleyen kişilere uyarı amaçlı söylenen bir tabir.
Attan énıp éşşege bin-: İyi bir durumdayken acınası bir hale düşmek.
‘Avara ét-: Oyalamak, meşgul etmek.
‘Avara gez-: İşsiz olmak. Serserice gezmek.
“Ahmet çalışmi mı?”
“Yox; ‘avara geziy!”
Avucumu mı qoxladım: Vukubulan bir şeyi önceden kestiremeyen kişilerce söylenen bir tabir. (‘Nerden bileyim, kahin miyim!’ anlamında)
Axiretinı poxla-: Kötü işler yapıp öbür dünyadaki durumunu riske atmak.
Axtardönder ét-: (Yemeği) karıştırmak. Altını üstüne getirmek.
Aya déyi sen doğma ben doğım: Güzel bir kızı tarif için, onu aya benzeterek kullanılan bir tabir.
Ayağa düş-: Ortamalı olmak, değersizleşmek.
Ayağı qax-: Ayağa kalkmak. Harekete geçmek.
Ayağı qarnında: İçten hesaplı; yapıp-ettiklerini farkettirmeyen.
Ayağını kes-: (Oraya) uğramamak. Gelmemek.
“Baxiyam görümiyın ayağını kesmişsen; artıx eviye gelmiy!”
“Qara yere gelsin! Geldı mı illehim bi huzursuzlıx çıxadiy!”
Ayağının altında yımırta qırıl-: Yavaş yürümek.
“Yav ayağiyzın altında yımırta mı qırıliy, acıx xızlı yeriyın!”
Ayağıma yer édım dur bax siye ne édim: ‘İmkan bulur bulmaz sana yapacağımı bilirim’ anlamında bir intikam sözü.
Ayağına vur-: Aleyhinde konuşmak, birisini çekiştirmek.
Ayağını qaldır-: Hızlı yürümek.
Ayağının altına sabını vér-: Ayağını kaydırmak. Yoldan çıkarmak.
Ayax altında dolaş-: İş yapan insanlara engel olmak.
Ayax pehlivanı: İş yapıyor gibi görünen kişiler için söylenir.
Ayax üstı: Aceleyle. Özenmeden.
Ayax yap-: Oyun yapmak, kurnazlık yapmak.
Misal
“Babo xaxa on lera, sen yabançı degilsen, siye doqızbıçıx kağıt!”
“Bize ayax yapma Neco; olırını söle, alax!”
Ayaxta sıç-: Saçma sapan konuşmak.
Misal:
“Benım üç tene de’vam var. Senki qaç tene?”
“Heciy ayaxta sıçiysan ha, Allahisen yérı gét bırdan!”
Ayğın-bayğın: Ağır hareket eden kişiler için kullanılır.
Ayran içtıx ayrı mı düştıx: Uzun zamandır görüşmeyen dostların birbirine sitemi.
Ayrı sıçi ki poxı bellı éde: Toplumdan ayrı hareket eden kibirli kişiler için söylenir.
Babayız geldı: ‘Vaktiniz doldu’, anlamında bir söz. (Eskiden, çocukların kendi aralarında yaptıkları eğlenceleri büyükler bu şekilde sonlandırırdı.)
Misal:
Baba: “Hadé hele, babayız geldı, herkes yatağına...”
Çocuk: “Babo yengı başladıx; daha qolçı qaçaxçı oyniyacağıx!”
Baba: “Oğlım daha biz de anayıznan birdirbir oyniyacağıx, sizı bekliyx!”
Anne: “Vışş Mehemet; uşaxların yanında ne sölisen éle!”
Baba: “Uşaxlar ne ayni yavrum! Onlar zannediy öteki birdirbirden bahsédiyem!”
Çocuk: “Babo siz birdirbiriyzı oynayın, biz her zamanki kimin gözümızı qapadırıx!”
Anne: Ağziya sıçım Mehemet!
Babigit: (=Baba yiğit) Yakışıklı, gösterişli kişi.
Misal:
Mekke: Medne, hele söyle o günü n’oldı!
Medine: N’oldı?
Mekke: Kapıyı iki dolam kitlemezden çıxmışam, eve xırxız girmiş.
Medine: Söyle valla? Qız eyi ki sen yoxtiy...
Mekke: Yox qız, keşkem olsaydım; herif ele bi babigitmiş ki, görsey aşık olırdiy!
Babamın adı Xıdır, elimden gelen bıdır: Bütün yeteneğini/imkânını ortaya koymak anlamındadır.
Babası da déyi oğlım var: Kadınsı tavırlar gösteren erkekler için kullanılır. Babasının oğluyla övünmesinin anlamsızlığı vurgulanır.
Babay muxtar mı: Kendine ayrıcalık isteyen kişilere söylenen bir söz. “Anan güzel mi” anlamında.
Bal alacax çiçegı bil-: İşini bilmek; uzman olmak.
Bal pıçağı, vala maqası: İşlerini başkalarına sezdirmeden yapan kişiler için.
Balıxlıgöl’e getsey oriy da kurıdırsan: Kendisinden istenen şeyi bulamayıp sürekli ‘yok’ diyen kişiler için söylenir.
Bant yapmak: Laflamak; geyik yapmak.
Barmaxnan göster-: (Parmakla göstermek) Önemli birini işaret etmek.
Misal:
“Eskiden lise mezununı barmaxnan gösterillerdı; şindı ünveriste mezunına barmax çekiyler!”
“Efendı ol lo; barmax çekiyler nedir; feriştahı gelse barmax çekebilir mı biye!”
“Abe qusıra baxma, sözüm açıx öğretimı bitirenlere degil?”
“Açıx öğretim degil, meslek yüksegı bitırdım ben...”
“Açıx öğretimnen meslekyüksekten heşşe...”
Barut kesilmek: Çok sinirlenmek.
Basireti bağlan-: Gerçeği görememek.
Baş edeme-: Üstesinden gelememek.
Baş göz ét-: (Birini) evlendirmek.
Baş tacı: Saygı duyulan birine söylenir.
Başı bağlı: Nişanlı veya evli.
Başı qıltı: Baş ucu.
Başı yastıxtan düş-: Boynu tutulmak. Boynu incimek.
Misal:
“Şevko niye béle yanfırı yériy?”
“Bencesine başı yastıxtan düşmış!”
Başına sar-: Bkz. ‘başına yıx-‘
Başına yıx-: Bir görevi yahut işi başkasına yüklemek.
Başından éndir-: Grip olmak.
Başını bağla-: Evlendirmek.
Başını ögüne düşür-: İnsanı utanılacak duruma getirmek.
Başını yi-: Ölmesine sebep olmak.
Bayrax ol-: Cümle âleme rezil olmak.
Bazlamaç kimin açıl-: Kendini/derdini olabildiğince açmak.
Behremend ol-: Yararlanmak.
Beleş mezar bulsa öl-: Bedavacı kişiler için kullanılır.
Bélinden düş-: (Bir çocuğun) Kendisinden olması.
Misal:
“Bélimden düşmüş, benı begenmiy, göri mısen!”
“İdara et lo; oğliydır. Sen de gençken béledi taman!”
Bélı fırik ol-: Beli burkulmak. Bel fıtığı olmak.
Ben déyem fedemdeme, o déyı damdan dama: İlgisiz şeyler söyleyen kişiler için kullanılır.
Ben déyem seqqelim yani, o déyi dur cığaramı yandırım: Duyarsız ve/veya anlayışı kıt insanları hicveden bir söz. “Benim derdimi görmüyor, kendisi keyif sürme telaşında” anlamında.
Ben söylim sen ayna: Kelimeleri yanlış yerde kullandığı için anlaşılamayan kişilerce söylenen bir söz.
Ben xaxın yalançısıyam: ‘Ben duyduğumu anlatıyorum, yalansa da bi suçum yok’ anlamında.
Bende o göz var mı: ‘Ben enayi miyim’ anlamında.
Benden irax, Mısır’a sultan (ol): Nefret edilen kişi hakkında söylenir. “Bana yaklaşmasın da, isterse Mısır’a sultan olsun” anlamında.
Benı bulan benden béter: Kendisine yakın olanların yaramazlığını vurgulayan bir söz.
Benı sevmiy bensız qalmiy: Hem eleştiren, hem de onsuz olamayan arkadaşlar için kullanılır.
Benım üçün şéş de bir béş de: Her ihtimalin kendisi için eşit olduğunu anlatan bir söz.
Misal:
Haqqo: Cemil, sence ‘Antebe mı gidax, Mersin’e mı?
Cemil: Benım üçün şeş de bir beş de...
Haqqo: Hangisi şeş, hangisi beş?
Cemil: Ne ferqediy?
Haqqo: Ferqediy tebii oğlım; şeş Mersin’se Mersine giderıx... Şeş mı beş mı?
Cemil: Ben sennen bi yere gelmiyem!
Berberlığı başında örgen-: Uzmanı olmadığı bir işi ilk kez birinde uygulamak. Allah kimseye böyle bi tıraş kısmet etmesin.
Béş deller: (=Beş deliler) Grup halinde çılgınlık yapanlara uygulanan indirimli bir söz.
Béşeretı bağlan-: Şansı ters gitmek.
Bextılı başiya: Daha çok alay etmek, aşağılamak amacıyla kullanılır.
Béynine gir-: Bir fikri aşılamak. Telkin etmek.
Bı ağaç meyva vermez: Bir işten olumlu sonuç alınamayacağı durumda söylenir.
Bı döne: Bkz. ‘bı naqıl’.
Bı naqıl: Bu defa, bu sefer.
Misal:
“Cığariyı bıraxmış déye sevındıx; bı naqıl ‘eraqıya başlamış!”
Bını kor nenem de bilır: Cevabı kolay sorular karşısında söylenen bir söz.
Bıralardan uzax: Allah korusun, anlamında.
Bırın tırın ét-: (=Mırın-kırın etmek) Bir şeyi kabullenmekte zorluk çıkarmak.
Bırnı qaf dağından su iç-: Havalı kişileri anlatan bir söz.
“Bırnı qaf dağından su içiy; kimsenen qonışmiy!”
Bi analı qız deger: Güzel ve/veya değerli şeyleri tanımlamak için kullanılır.
Misal:
“Şevko’nın aldığı ‘arabaniy gördiy mı?” (Şevki’nin aldığı arabayı gördün mü?)
“He vüla; bi analı qız deger!”
Bi ayağı çuxurda: Ölümün kapısına dayandığı yaşlı kişiler için kullanılır.
Bi çınné: (Bakınız ‘bi qırtik’)
Bi darax: Bir şarjör.
Bi eme yarama-: Bi işe yaramamak. Bir derde deva olamamak.
“Qız qax bı yayıntıları topla; heç bi eme yaramisan!”
Bi ‘ebam var ataram, nérde olsa yataram: Derviş-meşrep bir hayat yaşayan, dünyevi şeyleri önemsemeyen kişilerin söylediği güzel bir söz.
Bi gözünü kor ét-: Etrafındaki yanlışlara karşı hoşgörülü olmak; bütün kusurları görmemek.
Bi hal ol-: 1) Çalışmaktan kötü olmak.
“Oğlım çox çalışma, bi hal olırsan ha!”
2) Bir haller olmak.
“Baxiyam ne vaxıttır zuvağa çıxmiy; qorxiyam bi hal oldı!
Bi qınné: Birazcık.
Bi qırtik: Birazcık. Az bir şey. Küçücük.)
Misal:
“Medne; oğliy zuvaxta arxamı tuttı!”
“Vış! Qız o bi qırtik uşax daha; nasıl éle édiy!”
“Bi qırtik hama her şeyı biliy me’azallah!”
“É, axşam babası gelsin söylerem bacım, sen mereq etme! (Kadın çıktıktan sonra) Dorğı düzgın çarşafiy géysey niye uşax orayı bırayı tutsın! Sensenı açiysan helbet tutar; erkek uşağı bı, héç tutılır mı; viii!”
Bi qiyas: Aynı ölçüde olan.
Bi kerezden: Bir kerede, bir defada.
Bi köynek fazla eskitmiş: Tecrübeli kişiler için söylenir.
Bi loxma: Birazcık.
Bi mertek qırx ortax: Küçük ve değersiz bir şeyden yararlanmaya kalkanların gereğinden çok olması.
Bi mıxı eksik: Akıl ve muhakeme sorunu olan. Deli.
Bi şaqqa (et): Büyük bir parça (et).
Misal:
“Bı herifımı artıx héç sevmiyem ané!”
“Niye qız soyxa, herif her gelende siye bi şaqqa et getıriy taman?”
“Herşé et mı ané; insan duyğısal bi tad bi doqı olsın istiy heyatında!”
“Qız sen yoxsa “Aliye”yi ı seyretti gene?”
(“Aliye”, marazi tv dizilerinden biri.)
Bi taxtada: Bir defada.
Bi torba gemik: Zayıf kişiler için kullanılır.
Bi xarbıl samanı iki eşege texsim edemez: (=Bi kalbur samanı iki eşeğe bölüştüremez.) Yeteneksiz kişiler için söylenir.
Bi xırxana: Bi sürü (insan).
Bi yanı fırın bi yanı curın: Çok yiyen kişiler için söylenir.
(Bi) zibil dağıt-: Bi haltlar karıştırmak.
Bini bi pula: Çok ucuz.
“Aşağı Çarşıya gettiyz mı; ezyeler ele ucızlamış ki; bini bi pula...”
Binin yarısı beşyüz o da bizde yox: Parasız kalınan durumlarda söylenir.
Birbirine bırax-: Birbirine düşürmek. Araya fesat koymak.
Misal:
“Bı Medo nanca müzevir; insanları birbirine bıraxmağı seviy!”
“Tebe’etı pox!”
Birebir gel-: Tam olmak; ölçüsüne uymak.
Biri bin ayax: Çok kalabalık.
“Zuvağa bi çıxtım; biri bin ayax...”
Biri dalbaşı, öteki qızıl eşki: İki yaman rakibi (veya kişiyi) anlatmak için kullanılır.
(Birini) gör-: (Birine) kıyak yapmak; rüşvet vermek.
Biyanbalı: Meyan kökünden elde edilen şerbet.
Bize gelen gül başına bizden giden kül başına: ‘Bizim yanımıza gelen mutlu olur, bizden ayrılansa akılsızdır ve perişan olur’, anlamında.
Biye mısen déme-: Bana mısın dememek.
Biz xaxın üzınden utaniyx xax bizım g.tümızden utanmiy: Başkaları bizim kadar hassas değil, anlamında.
Biz kötıyıx malımız mı éyı: Kendisine değil, malına iltifat eden kişilere karşı söylenen bir söz.
Bize de mı lo lo: Yapılan uygulamadan kendisini ayrı tutmak isteyen kişilerin kullandığı bir söz.
Bizım çocıxlar: (Erkek dilinde) Hanım, karı, eş.
Bizim mıxımız xaxın divarında olsın: ‘Alacaklı biz olalım’ anlamında bir söz.
Bizim yağ bizim tulığa: Herhangi bir alışverişte hiçbir zararın veya kaybın yaşanmayacağını anlatan bir söz.
Bizimki bizden qaçiy başını örtiy qıçını açiy: Örtünme konusunda tutarsız davranan kadınlar için.
Boğazına sarıl: Hesap sormak. Yakasını tutmak.
Bol götten osır-: Aşırı yalan söylemek; atıp tutmak.
Boş bulun-: Dalgın olmak; farkında olmamak.
Boy dé-: Riskli bir işe girişmek. ‘Ya bismillah demek’ gibi bir anlamı vardır.
Boyaxana mıdır: İşin çabuk olmasını isteyen kişilere söylenen bir sözdür.
Boyınnan bir: Aynı boyda.
Boynım ögiyde pendir: Suçunu kabul edip, verilecek cezayı peşinen kabul eden kişilerce söylenir.
Bögün mögün: Gün boyunca.
Misal:
“Bögün mögün ges yaxadım.”
Bögünden üçürı: Bugünü kastederek.
“Taman bögünden üçürü söz vermiştı, yaniya gelecaxtı?”
“Feride’ye ‘amel olmaz!”
Bulamaç yirken dişimiz qırıliy: Şanssız kişilerin kullandığı bir söz.
Buldıx bekmez küpünü itırmezsax eyı: Talihi yaver giden kişilerin söylediği bir söz.
Bulunmaz Bursa qumaşı: Kendini (veya herhangi bir eşyasını) çok değerli, nadirattan kabul eden kişiler veya şeyler için kullanılır.
Burı ol-: İshal olmak. Dizanteri olmak (kanlı ishal).
Bühtan et-: İftira etmek, çamur atmak.
Camı duvarına işe-: Riski yüksek işler yapan kişilere söylenir.
Can şénligi: Can yoldaşı. Dost. Sohbet edecek kişi.
Canı ağır: Üşengeç, tembel.
Canı bırnında: Çok yorgun.
Canı xefif: Tez canlı. Üşenmeyen.
Canına sin-: İçine sinmek.
“Bax bi dürmik yapmazsay valla canıma sinmez!”
Canını dişine tax-: Çok çalışmak, çabalamak.
Cébellezi: Parayı cebine indirmek. Bazen ‘rüşvet almak’ anlamında da kullanılır.
Ceftnen nar qabığı yi: Annelerini sürekli; ‘anéy, yimağa ne var, acam’, şeklinde ta’ciz eden çocuklara söylenen fiks bir anne tepkisi.
Cehd ét-: Çalışmak.
Cehennemin véylderesi: Çok uzak bir yeri tanımlarken kullanılır.
Cem’ ét-: Toplamak.
Cem’ete çek-: Bir anlaşmazlık durumunda tarafları bir topluluk önünde hesaba çekmek.
“Baxtım borcını inkar ediy, ben de gendisını cem’ete çektim!”
Ceremesini çek-: Yapılan hatadan dolayı cezasını çekmek; bir zararı karşılamak.
“Oğliy gidiy qumar oyniy ceremesinı ben çekiyem!”
“Sen alıştırdiy! Ben mı dédim hadé oğlım gel tavla oyniyax!”
Cıhez çıxat: Gelinin çeyizinin damadın evine götürülmesi.
Ci’ édıp qaç-: Şöyle bir görünüp kaybolmak.
Misal:
“Mıho bayaxtan bırdadı, nériye géttı?”
“Valla ben de aynamadım; ci’ édip qaçtı!”
Civıx at-: Saçmalamak.
Misal:
“Mehemet? Déyem, eger baciyın yaşı géçmişse, ben alabilirem yanı! Evde qalmağından daha eyı degil mı!”
“Gene civıx atisan ha Hüsen!”
Ciger: 1) Evlat, yakın; aynı kandan olan. 2) Karaciğer.
Ciger acısı: Bir yakını öldüğünde duyulan acı.
Cigerı gözük-: Yoksun olmak.
Cin çarpmışa dön-: Çok korkmak. Şok olmak.
Cincıxlı hemam, kubbesı tamam: Dalga geçilen, özellikle de kendisine yakışmayan şeyler giyen kişiler için kullanılır.
Cincıxlıya çevir-: Ortalığı kadınlar hamamına çevirmek; çok gürültü yapmak. (Cincıhlı=eski bir Urfa hamamı)
Cinküfır ol-: Çok sinirlenmek.
Civataları gevşe-: Sinirli veya katı bir tutum içindeyken aniden gevşemek veya ikna olmak.
Cuğab et-: Reddetmek.
“Abamor un fabrikasının sehebı benı istemağa geldı, anam gil cuğab ettı!”
Cuğap ver-: Karşı gelmek; isyan etmek.
“Cuğap verme anaya; diliy çekerem şindı ha!”
Çağala bağala herkes evine dağıla: Çocuklar arasında eve gitme vaktinin geldiğini anlatan bir söz.
Çamıra basiy çaliya asiy:
Çapıt başta çarpana ayahta: Çok gezen kadınlar için kullanılır.
Çapıt yanar is qoxar, osıranın götı pis qoxar: Çocuklar arasında ezgiyle söylenen ve kimin osurduğunu bulmaya yarayan bir tekerleme.
Çarnaçar: (Farsça’dan) Çaresizce.
Çarpana sıfatlı: Çirkin kişiler için.
Çarşıda yi, xanda yat; ev de seniy gel, gét: Sorumsuz ve duyarsız kişiler için kullanılır.
Çatalağaç: Erkeklerin fistan giydiği dönemde, -yeni moda olduğu için- pantolon giyen erkekler için kullanılırdı.
Çayı görmezden çemren-: (=Dereyi görmeden paçaları sıvamak.) Ortada henüz bir sebep yokken harekete geçmek.
Çekiş çıxat-: Kavga çıkarmak.
“Medo’yı dügüniyze çağırmasaydi keşke; nerye getse illehim bi çekiş çıxadır!”
Çelbessud: (Arapça ‘kelbes’suud’=Kara it) Çocukları azarlama sözü.
Çene yarıştır-: Çok konuşmak.
Çepik çal-: Alkışlamak.
Çetele verme-: Karşısındakine konuşma fırsatı vermemek.
Çındır pır: Koşu startı. Çocuklar için verilen start.
Çindik çek-: Çimdiklemek.
Çinımın etı: Nefret edilen kişiler için kullanılır
Çirpısı seyrek: Akılsızca davranan kişiler için kullanılır.
Çirtik çal-: 1) Parmaklarını şıklatmak. 2) Keyiflenmek.
Çolıxçocıx: 1) Çoluk-çocuk. 2) Aklı ermeyen kişi veya kişiler için.
Çüç ét-: Çocuklara yönelik ‘otur’ sözü.
Dabbaz ol-: Kurdeşen hastalığına tutulmak. Her yanı kaşınmak.
Dadı gel-: Gına gelmek; bıkıp usanmak.
“Ehmo nerde; eskiden her vaxıt birabardiyz?’
”Dadı geldı artıx! Dedim bi müddet gelme bıralara!”
Dağa gét-: Pikniğe gitmek.
“Bı hefta dağa gidiyx; geli mısen?”
Dağdaki geliy bağdakini kuvaliy: Kendi hakkı olan şeyin, ilgisiz kişilerce gasp edilmesi durumunda kullanılır.
Misal:
“Cehfer’in yerine bi ‘Entepli’yı getirilermış!”
“He ya; dağdaki geliy bağdakini quvaliy!”
Daharat al-: Tuvalete gitmek. Temizlenmek.
Misal:
“Başım fırlaniy!”
“Qax bi daharat al, belki sensiye gelirsen!”
Dalına bin-: Musallat olmak.
Dam bülbülü: Sürekli damlarda dolaşan kişiler için. (Eskiden evde kuş besleyenler, sabah-akşam damda dolanırdı.)
Dam diregi çadır mertegi: Uzun boylu olup da bir işe yaramayan kişiler için söylenir.
Dam görüye git-: Yeni ev alan birisini ziyarete gitmek.
Damar damar üstüne bin-: Kramp girmek. Kasları tutulmak.
“Uzun müddet dizimın üstünde otırdım mı damar damar üstüne biniy!”
Damarı pox: Asaleti bozuk veya huysuz kişi.
Misal:
“Acıx bı oğliya bi şé söyle; ağzı çox zifir!”
“Damarı pox; babasına çekmiş, nédım!”
Damarına bas-: (Birisini) Sinirlendirmek.
Damda durıp heyada sıçiy: Saçmalayan kişiler için kullanılır.
Dar at-: Bir yere zor yetişmek.
“Éle bi sıxışmıştım; benbenı yüznumariya dar attım!”
Dar dünya: (Dar-ı dünya=Dünya evi) Dünya.
“Dar dünyada bi oğlım var; o da qurbete giderse ben ni yaparam!”
Dar vaxıt: Çok kısa zaman.
Daş atıp qolı yorıl-: Güya çok çalışmak.
“Neye yatmışsan gene; daş atti qoli mı yorıldı!”
Daşçı éşşegı: Aptal kişiler için.
“Daşçı éşşegı kimin düşünme éle, qax iş yap!”
Daşşağını dart-: (Birisinin) dalkavukluğunu yapmak. Yağcılık yapmak.
“Hele
Daştan ses geliy ondan gelmiy: Hiç konuşmayan kişiler için söylenir.
Debbus vur-: Vücuda şiş batırmak. (Rufa’i veya Kadiri tarikatına mensup kişilerin, vecd halindeyken vücutlarına bir çeşit şiş batırırlar.)
Dedehuri: Erkek erkeğe samimi bir hitap şekli.
Degirmenin alt daşı rehet, üstü çabiya düşmüş: Üstüne vazife olmayan şeyler için çaba gösteren kişiler için kullanılır.
Deh düş-: Dikkat kesilmek.
Deleme kimin dön-: Çok çalışmak. Sürekli koşturmak.
Delı ‘Eli’nin son faslı: Yanlış hareketlerde bulunan kişilerin son saçmalıkları için kullanılır.
Delı dedıxça damarına yayıl-: Birinin üstüne gittikçe daha kötü şeyler yapması.
Dellığa vur-: Bilerek deli gibi davranmak.
Dellobir (Dellodaş): Beş taş oyunu.
Dem tut-: Ritim yakalamak; muhayyel bir ahenge kapılmak. Kendinden geçmek.
Demini tut-: Olgunlaşmak.
Demir leblebı: Zor ikna olan, sert mizaçlı kişiler için.
Denq ol-: Argoda ‘zom olmak’ karşılığında. Kendinden geçmek. Kafası işlememek.
Derede mılla tezede bismilla: Yemeğin ortasında bile henüz başlamış gibi yiyen obur kişiler için kullanılır.
Derinden-donundan çıx-: Korkunç bir durum karşısında ürpermek.
Misal:
-Éle bi rüya gördüm ki, aklıma geldıxça derimden donumdan çıxiyam.
-Ne gördi ki?
-Rüyamda çıplaxlar kampına gidiydım!
-E, kim olsa derinden-donundan çıxar oğlım, bında ne var!
Dert-dümik: Bütün endişe. Maksat.
“Derdiy-dümigi herif; acıx bi loxma anayı bacılariy da sor!”
Destepost: Der-dest etmek. Ele geçirmek.
“Baxtım her gün benı vuriy, ben de pulislere söledım. Geldiler gensinı destepost edip götürdıler!”
Désinler yidı öldı, démesinler aclıxtan öldı: Urfamızın ünlü ‘yimaxçı’larınca üretilmiş yemeyi teşvik eden güzel bir söz!
“Bax Allahiseversey yi! Mabalım boyniya!”
“Hecci bilmiyem fazla mı yidıx sanki? Nefes alamiyam ben?”
“Yav yi yi; desinler yidı öldı, demesinler aclıxtan öldı!”
“Hecci ben öliyem!”
“Yav öl öl; derler yidı öldı, demezler aclıxtan öldı!”
“Hecci...”
“Müfit? Babo? Vüla esseh öldı bı. Niye ne yidi ki babaya rahmet! Sekizbıçıx qıymalınan insan ölır mı! Neyse, hepimızın gidecağı yer orası. Ne’uzı billahi mineşşeytani... Ögde ‘abdes alım, ölünün başında ‘abdestsız durılmaz! Hama ögde bi soda içmağım lazım!”
De‘va-daraba: Olay. Hırgür.
Devede qulax: Küçük, önemsiz bir şey.
Deviyı hamudınan yut-: (=Deveyi hamuduyla yutmak) Aç gözlü kişiler için kullanılan bir deyim.
Devriye gir-: Araya girmek; arabulucu olmak.
Déyene: İçin; -diği için.
“Dorğı sölyem déyene biye qızdı!”
Dı here here: Bkz. ‘du du’.
Dırnax vur-: Tırnaklı ekmek yaparken ekmeğin üstüne tırnaklarla küçük yarıklar oluşturmak suretiyle şekil vermek.
Dibine darı ek-: Tadını kaçırmak. Aşırıya gitmek.
Dibini yandır-: Aşırı abartmak.
Dili bi qerış: Konuşurken haddini aşan kişileri tanımlamak için kullanılır.
“Nebihe’nin gelininı gördi mı? Dili bi qerış... Ne sölesey illehim cuğap veriy! Allah Nebihe’ye yardım etsin!”
Dili-damağı qurı-: Çok susamak.
Dili dönme-: Konuşamamak.
Diline saqqız et-: Sürekli dilinde dolaştırmak. Diline pelesenk etmek.
Diliy de olmasa göziy qarqalar oyar: Çok konuşan, kem laf eden kişiler için.
Diliy yoracağiya eli yor: ‘Laf üreteceğine iş üret’, anlamında.
Dolap çevir-: Gizliden bir şeyler yapmak.
Dostlıxnan düşman canı al-: Yüze dost görünerek kötülük yapmak.
Doqqızı beş geçiy: Suratı asık kişileri tarif etmek için kullanılır. (Saat dokuzu beş geçe akrep ile yelkovan, çatık insan kaşını andırır.)
“Hele sıfatına bax; doqqızı beş geçiy irağ ola!”
Dört çörten bir yağ-: Bardaktan boşanırcasına yağmak. Yağmurun sağanak halde yağması.
“Eskiden dört çörten bir yağardı rahmet! Şindı bi damlasına hasretıx!”
Du du: ‘Defol şurdan’, ‘yürü ense tıraşını görelim’ gibi anlamlarda kullanılır.
Dur ben çatliyım soyna sen patla: Karşısındakine konuşma fırsatı vermeyen kişiler için kullanılır.
Durdı durdı dedı deve: Konuşunca saçmalayan kişiler için kullanılır.
Dünya yansa ummırında olma-: Ne olursa olsun umursamamak.
Misal:
“Yav bı Ehmo ne qeder ğemsız bi adam; dünya yansa ummırı olmaz!”
“Déyiler milletvekilı olacaxmış!”
“Yox lo; élısı ben bı melmeketten gidiyem?”
Dünyasını bitırmış axretine çalışiy: 1) Dünyevi şeylerle alakasını kesmiş, ahireti gözeten kişiler için söylenir. 2) İşin puştluğunu öğrenmiş kişiler için kullanılır.
Dünyasını tamamla-: 1) Dünyayla ilgisini kesmek.
2) Yükünü tutmak; haylice mal mülk sahibi olmak.
Düşmana göster geri çek: Ürkünç kişileri tanımlamak için kullanılan bir tabir.
Düştüğı yerden bi avıç torpaxnan qax-: Her durumdan kazançla çıkmak.
Düz boğaz: Ağzına geleni söyleyen.
-E (a) qal-: (Birisin)e muhtaç olmak.
Misal:
Kız: “Kor Mıho’ya mı qaldım ben; elimı sallasam ellisı elhamdilla!”
Anne: “Yaşiy nerdese onsekkiz olacax; ona qalmadiy bına qalmadiy, zahar toprağa qalacaxsan, irağ ola!”
‘Ebétaran mı var sende: Çevrelerinde cazibe merkezi olan erkeklere söylenir.
“Sende ‘ebétaran mı var oğlım; niye qızlar hepı siye geliy!”
‘Edet yerını bulsın: Usul yerine gelsin, diye yapılan davranışları açıklayan bir söz.
Efın-tefın: Darmadağın.
Egrı belleh kor şelleh: Çirkin kişiler için kullanılır.
‘Ehdet-: Söz vermek.
Ehkam adam: Oturup kalkmayı bilen, eğlenceli kişi.
Ehlaqım eski ehlaq: Hiç değişmeyen kişileri anlatmak.
Ehmé béğem: (=Ğamsız Ahmet) Duyarsız, üşengeç ve uyuşuk kişiler için söylenir.
‘Eqıl dağılanda nerdediy?: Muhatabının akılsızlığını vurgulamak için söylenir; ‘akıl dağıtıldığı zaman sen neredeydin’ anlamında.
‘Eqıl dağıliyken anamın hörekesinde mıdi?: Akılsız kişilere yöneltilen müstehcen bir söz. (‘Höreke’ sözcüğü ‘körük’ten gelmektedir. Eskiden kadınlar eteklerini körük gibi ateş yakmakta kullandıkları için bu söz söylenmiştir.)
‘Eqıllı üzüne hesret qaldıx deli qoyacax yer bulamiyx: Çevresi akılsızca hareket eden kişilerle dolu olanların söylediği bir söz.
‘Eqlı balağından ax-: Fazla akıllı olmak. (Ta‘riz (=iğneleme) amaçlı söylenir.)
‘Eqlı bas-: Anlamak. Bir şeyin bilgisini haiz olmak.
‘Eqlı gözünde: Bir şeyi görmeden inanmayanlar için.
Ekmeg açmağı becerle-: 1) Ekmek yapabilmek. 2) Yetenekli olmak.
Ekmeg atlı ... yaya ol-: Basit ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz duruma gelmek.
“Hele halımıza bax yav; ekmeg atlı biz yaya oldıx!”
Ekmege muhtac ol-: Beş parasız kalmak.
Ekmegı qırıl-: İşi rast gitmemek.
Ekmegı sacda qal-: Özellikle evlenmek hususunda vakti geçtiğini düşünüp acele eden kişiler için kullanılır.
“Ekmegiy sacda mı kalmıştı, niye onyedi yaşında evlendiy?”
Ekmeginde duz yox: Vefasız kişiler için kullanılır.
Misal:
-Yav bu Hesso’nın heç ekmeginde duz yox! İki senedir Ustanbul’a gettı, bizı aramadı!
-Ekmeginde duz yoxmış demax ki...
Ekmeginı daştan çıxat-: (=Ekmeğini taştan çıkarmak) En zor durumda dahi geçimini sağlamak.
Ekmek bulmiy yimağa atnan gidiy sıçmağa: Maddi durumu pek iyi olmadığı halde etrafa gösteriş yapan kişiler için kullanılır.
Ekmek çıxma-: Bir fayda gelmemek.
“Bu işten bize ekmek çıxmaz.”
Ekmek partisi: Reel siyasetle ilgilenmeyenlerin partisi!
Él ‘arı: Utanılacak şeyler yapan kişi için söylenir.
Él deliye hesret, biz de aqıllıya: Etrafımızda bir tane bile akıllı yok, anlamında bir serzeniş.
El vér-: Bir kişiye manevi vekâlet vermek.
Él éyisı ev delisi: Başkaları için her türlü fedakârlığı yapıp, yakınındakileri önemsemeyen; yakınlarına kötü davranan kişiler için kullanılır.
Ele ayağa düş-: Madden ve ma’nen başkalarına muhtaç hale gelmek.
Eli arxasına dönme-: Üşenmek. Üşengeç, tembel kişiler için öylenir.
“Bı qıziy nanca tembel, elı arxasına dönmiy irağ ola!”
“Bibisıne çekmiş, ni yapım!”
Elı uzın: Hırsızlık alışkanlığı olan kişi.
Elı yat-: Becerikli olmak.
“Benım terzilığa elım yatmiy.”
‘Elı boynıma bindı: ‘Uykum geldi’, anlamına.
Elı-ayağı çaxşaş-: Eli-ayağı birbirine dolanmak,
Elı bayraxlı: Şirret. Kavgacı.
Elı çepik: Eli çabuk, hızlı hareket eden; çabuk iş yapan.
çaynaşmak.
Elı işte gözı oynaşta: Bir iş yaparken başka şeylerle uğraşıp işini aksatanlar için kullanılır.
Elı-qolı uzın: Nüfuz sahibi.
Elı qulağında: ‘Ha geldi ha gelecek’, anlamında.
Elı-üzı düzgın: Fiziki kusuru olmayan kişiler için kullanılır.
Misal:
“Deddo acıx elı-üzı düzgün bi eksik bulursay xeberım olsın!”
“Niye ben gavat mıyam oğlım, o nasıl laf!”
“Ele degil lo; evlenmax üçürı!”
“He, o vaxıt oldı! Yapşığımızda bi eksik var, tam istedığiy kimin!”
“O seniy de’vay degil mıdı eskiden?”
“He?He, eskiden eledı. Hama şindiki hal aramızda bi şe yox! Nere gidisen? Metin? La oğlım Allahvekil ayrılmışıx biz. Yav ne qeder geri qafalısan, heç mı telezyon seyretmisen bilmiyem ki...”
‘Elıdolap: Dönmedolap.
Elim armut mı topliy: ‘Bana saldırırsa karşılığını veririm’ anlamında kullanılır.
Eline atıl-: Birinden yardım istemek. ‘Ocağına düşmek’.
Eline düş-: Fırsatı karşı tarafa vermek. Onun boyunduruğuna girmek.
“Elbet elime düşersen, Allah böyük!”
Elinı yaxa-: Vazgeçmek; umudunu yitirmek.
“Dünyadan elimı yaxadım, tek ölüm paklar benı.” (W. Shakespeare’in 66. Sonesi’nin Urfalıcası.)
Elifı görse mertek zannet-: Karacahil kişiler için kullanılır.
Misal:
“Yav éle adamlarnan muhatap olma déyem siye! Cahilin teki... Elifı görse mertek zanneder!”
“Elif kim? O hanı mahleyizde ince uzın bi qız vardı, mertek kimin, soyna Mıxsımor’a daşındılar, O mı?”
“Hé? Yox, O degil, hanı bi gün sennen Anteb’e getmiştıh...”
“He, xetirledım; mektepte görmüştıx? Şevki? Nére gidisen, yav bi deqqe hele. Babo şindı bına ne dédim ben!”
Élin daşşağı düşmüş qeytı bize (mı) düşmüş: (=Alemin derdi seni mi gerdi) Sorun başkasının olduğu halde müdahil olan kişiler için kullanılır.
Misal:
-Xeyrdır Necati, nedir bele, iki pabıcı bi ayağa qoymışsan! ‘Eceley ne?
-Abe, Şevki emmının ef buyır şeyi düşmüş, dedim gensinı bi bevliyeçiye götürım.
-Oğlım elin daşşağı düşmüş qeytı siye mı düşmüş!
Elinde patla-: Elinde kalmak. Satılamayan mallar için kullanılır.
Eline vur ekmegini al: Mazlum ve miskin kişiler için kullanılır.
Elini çepik ét-: Elini çabuk tutmak.
Elini gögsüne al-: Bir kişi için kefil olmak.
Misal:
“Xello’nın durımı éyi degil; ona birezım borç véreydiy!”
“Vérim vérmesine de, sen eliy gögsiye ali mısan?”
“Yox, almam!”
“Élese ben de vérmem!”
Elinin qerarı: ‘Elinin ölçüsü’ anlamında.
Misal:
“Yav bizım çocıxların héç elinin qerarı yox; yimegı ya şor édiy, ya bütün bütün periz aşı oliy!”
“Niye boşamisan?”
“Déyem bı Remezan çıxsın, soyna! Acıx sen de etrafiya bax; bele xoş elı-üzü pak bi eksik bulursay, illehim de elinın qerarı olacax...”
“Benım bacım var, eger istisense...”
“Hé? Yox, şindı biz arxaaşıx, yarın bi şé olır; ben de mecburi baciyın ağzının ortasına zımzırığı geçirrem, bilisen, benim elimın qerarı yoxtır!”
“Ona baxarsay benimki de yoxtır!”
Eline-ayağına atıl-: Yalvarmak, ocağına düşmek.
Elinnen édip boynınnan çek-: Yaptığı işin bedelini ödemek.
“Oğlı ne istedise aldı; ne dédise yaptı, ha şindı de baş édemiy!”
“Elinnen éttı, boynınnan çekiy!”
‘Ellebesı qax: Burnu büyümek; kendini bir şey sanmak.
“Oğlım ‘ellebey mı qaxtı gene, nedir sıfatiy asmışsan!”
‘Emel ol-: İshal olmak.
‘Emel olmaz: Güven olmaz.
Misal:
“Nebihe’ye ‘emel olmaz; baxarsan bizı dügüne çağırmaz!”
‘Erapbazar: Götürü pazarlık. İnce hesap yapılmadan görülen iş.
‘Erapsallama: Gelişigüzel, lalettayin.
Érbe‘e çalgını: Çok çirkin kızlar veya erkekler için.
Misal:
“Déyi qızım ay kimin balqiy!”
“Démiy qızım erbe’e çalğını; külım zibilim başiya elene!”
Erki géç-: Nazı, hatırı geçmek.
Misal:
“Yav seniy Başkana erkiy geçer; acıx söyle benı müdde’mum étsin!”
“Benım bildığım oimtihannan oliydı?”
“Lo ne imtihanı; Urfa’da herşéy torpilnen degil mı babaya rahmet!”
Eşşegin s.kinen yaş pencer: Uygunsuz bir zamanda annelere sorulan “anéy, ne yiyim?” sorusunun hafif bir kızgınlıkla harmanlanmış ilginç bir cevabı!
Misal:
“Anéy, ac oldım, ne yiyecağam?”
“Eşşegin s.kinen yaş pencer var, yi mısen?”
Éşşek kaçtı palan düştü: Basit bir olaydan yaygara koparan kişiler için söylenir.
Éşege gücü yétmi palana segirdi: Asıl muhatabına gücü yetmeyip yanındakiyle uğraşan kişiler için kullanılır.
‘Eşır aşı: 1) Aşure. 2) Karışık şey (yemek veya oda için kullanılır.)
Éşşeği qancıx ol-: Kabahati bile bile üstüne almak.
Misal:
“Ağé sen yannışsan, bını qabıl ét!”
“É baboş; a bizım éşşegimız qancıx olsın! Yassabur yallah!”
Éşşegin böyıgını axırda unut-: En önemli şeyi unutmak, ıskalamak.
Éşşeq xoşaftan ne aynar: Güzel bir şeyi beğenmeyen kişiler için kullanılır.
‘Ettar bazarı boylu boyunca: Uzun ve yanyana olan şeyler için kullanılır.
Eteginı başına géçir-: Herşeyi, (rezilliği) göze almak.
Etı budı ne: Ekonomik gücü zayıf, anlamında.
Misal:
“Qax hısabı sen ver bı sefer!”
“Abé benım etım ne budım ne... Nasıl pavyon hısabı ödiyem!”
Ev görüye gét-: Yeni ev alan birini ziyarete gitmek.
Misal:
“Necibe’ye ev görüye gidecağam, ‘acep ne götürüm?”
“Niye sen ev aldığiyda o bi şé getirdı mı siye?”
“Yox, hama, gelin göremıze getirmiştı!”
Ev içinde geymağa: Evlik giyim.
Misal:
“Herif, herif; bını ev içinde geymağa aldım. Dediler seksapeliteyı arttırır, ben de aldım; nasıl, begendi mı?”
“Eynı poxıma benziy!”
Ev ol-: Evlenmek suretiyle bir evi olmak. Ev-bark sahibi olmak, anlamında.
Misal:
“Bı pendirı kime çıxattiy Sakine?”
“Oğlıma... Ev oldı taman, xeberiy yox mı?”
“Ev oldısa gener genere çıxatsınlar, viii!”
“E, yox; şindiki hal bi loxma ellerı darda!”
Evde gözüm oyarsan, él evinde téz doyarsan: Evde haşarı, dışarıda ise uysal olan kişiler için kullanılır.
Evı yıxıl-: Bir felaket karşısında, bilhassa kadınlar tarafından söylenen bir ünlem!
Misal:
“Oğli damdan düşmış!”
“Vışşş! Evım yıxıldı!”
Evını başına yıx-: (Onu) Mahvetmek.
“Söyle arxamdan kötü qonışmasın, evinı başına yıxaram!”
Eviy yapıla: Kadın kadına sohbet sırasında kullanılan bir esenlik dileği.
Misal:
“Ne téz qaxisan, eviy yapıla, daha yengi gelmiştiy
Yorum Ekle
Yorumlar (20 tane kayıtlı yorum var)
-
Gönder Asilsoy, 14 Temmuz, 2010 20:59:14Kutluyorum mustafa bey. Sağlam bir çalışma. Urfa Ağzını keyifle okutuyorsunuz. tebrik ederim.
-
Gönder güzel, 30 Ocak, 2010 14:53:18Calışmanız çokkeyifli.diğerlerini de okudum kutluyorum.kitaba dönüştürülmesi daha uygun olur bence. saygılar
-
Gönder güzel, 10 Aralık, 2009 21:51:32çalışma çok güzel olmuş mustafa hocam kutlarım bunların derlenmesi önümüzdeki yıllar için kültürümüz açısından çok önemli olacaktır.
-
Gönder şahin, 20 Ekim, 2009 23:52:26Ben de bir öğretmenim.deyimlerin tümünü zevkle okudum. Tam tebrik yorumu yazacaktım ki tüm öğretmenleri aşşağılama cüretinde bulunan i.h.ağan denen bir aşağılığın yorumunu okudum ve bu yoruma gelen destekler ilgimi çekti. neymiş koleje gitmiş(reklam) sen önce komplekslerinden arın, sonra konuşmayı öğren, ağzının ayarını yap, urfa deyimiyle Damda durıp heyada sıçma. hiçbirşeyden utanmıyorsan soyadından utan. Var mı senin gibi cahiller o ailede. burayı da komplekslerine alet etme. Ben bu yazıları okurken zevk aldım. Bir başkası kızmış. bu fikirler bu siteyi büyütecek. Tek kötü tarafı senin gibi kendini bilmez bir cahille aynı satırları okumuş olmam. ben bu siteyi hazırlayanlara, emeği geçen tüm insanlara, eleştirileriyle büyümesine yardımcı olanlara sonsuz teşekkür ediyorum.
-
Gönder mehmet urfalı, 23 Ocak, 2009 05:21:23kardaş çok teşekürler emegine eline sağlık bizi çocuklugumuza götürdü birkaç kelime dışında süper. kendimi okurken arap meydanında piyarbaşında zanetim
-
Gönder cemal dereli, 22 Ekim, 2007 03:10:35belki birisiçıkar da size anlatır muhterem. m. acarı tanımam." densizlik" lafı doğru olmamış, kusurabakmayın ve bakmasın. biraz açayım dışardayız, gurbetteyiz ah vah diyenler [ki o eskidendi öyle nağme yapmasınlar] öyle yavanlığa kaçmasınlar urfamızın asil dilini şivesinişurup ediyorlar, tadını tuzunu kaçırıyorlar, daha bilmem neler neler. yok içinden birileriyse eğer, şuuraltı kompleksle a ncak tanımlanır; tamam mı ağan halil muhterem.kaldıki bencemal bu siteye çok sevdiğim saygı duyduğum ve saygı duyulması gerken bir ağabeyimin yazılarının hatırına girdim. gezinip bakayım derken güzelliklerde gördüm, yavanlıklarda. bir insanın işi karı yoksa [emekli öğretmenim ]böyle şeylerle uğraşır. bir daha merak edip bakmıyacağım. acarınızı eleştirmeyeceğim hiç merak etmeyin. kalın sağlıcakla.
-
Gönder y.aslıoglu, 22 Ekim, 2007 03:10:35Harika bir çalisma. Kutlarım. "Eski birurfalı" olarak:)
-
Gönder cemal dereli, 22 Ekim, 2007 03:10:35hani derler ya "densizlik paranan pulnanmı" bu hasretlik bu kadar yavanlığa sebeb oluyorsa veya urfada iseniz kompleksemi duştunuz de babam de, hadi ordan.
-
Gönder iBRAHİM HALİL AĞAN, 22 Ekim, 2007 03:10:35CemalDereli arkadaş galiba sen güzel türkçemizi fazla güzel bulmussun ki çok kötü tecavüz etmissin:) bence senin M. Acarla şahsi bi sorunun var çünkü neye isyan ettigin anlasilmiyor bir de densizlik iyi ki parayla degilmis öbür türlü iflas ederdin:)
-
Gönder M. Acar, 22 Ekim, 2007 03:10:35Sayın Cemal Dereli; eleştirdiğin yazı veya konu ne, tam olarak söylersen belki açıklayabilirim! Deyimlere mi sinirlendin, Urfa Eskiden klibine mi emin ol anlamadım! Saygılar... M.Acar
-
Gönder M. Acar, 22 Ekim, 2007 03:10:35Sayın Dereli; Türkiye Türkçesi'nin imkanları, hiçbir ağzın (Erzurum, Konya veya Urfa Ağzı'nın) yazıya aktarılmasına müsait değil. Bunu "Urfa Ağzı" adlı yazıda zaten belirtmiştim. Hal böyle olduğu halde bu ağızla yazacağımız herşeyde illa ki sorunlar çıkacaktır. Ben bu sorunların sahnede aşıldığını düşünüyorum; tabii oyuncuların ve yönetmenin Urfa'nın yerlisi olması koşuluyla! İkinci bir konu da; benim de tanık olup hazzetmediğim "Urfa Ağzı üzerinden espri yapma" çabalarıdır! Bunu yazık ki yeni yetmelerden tutun, bir parça okumuş yazmış kişiler de yapıyor. Ben hiçbir zaman bunu yapmadım. Urfa Ağzı'nı; a) konu Urfa'da, Urfalılar arasında geçtiği için, b) o anda başka bir ağızla yazmanın/konuşmanın uygun olmayacağını gördüğüm için kullandım/kullanıyorum. Bu yüzden oyunlarımı izleyenlerde kalan şey Urfa Ağzı değil, verilmek istenen mesaj veya tema olmuştur! Bu konudaki hassasiyetiniz güzel; fakat bence yanlış kişiyi hedef aldınız. Onca diziler var, Urfa Ağzını katleden; bizden biri var mesela İbo, Urfa Ağzının içine eden (hangi Urfalı; "esmerler hovardasiy" demiş mesela, değil mi) Neyse, çok adetim değildir ama yazdım yine. Şimdi okula gidiyorum. Herkese saygılar. (İ. Halil kardeş, kapıda bekçi yoktu diye girebildim, pardon:)
-
Gönder cemal dereli, 22 Ekim, 2007 03:10:35sayın ağan benim yüzümden binlerce öğretmeni aşağılamışsın. yazıklar olsun. sayın m. acarda hayretamiz espiri yapmış pes doğrusu. ben mustafa beyle anlaşmaya çalışırken siz ve akıl beyin böylesine işin içine girmeniz bana "hatunun derdi çekiliyorda, halayıkların derdi çekilmiyor"u hatılattı. halayıklaaaar, halayıklaaaar çıkın aradan. kolejdesizi okutanlarda öğretmen değilmiydi... selamlar hepinize. inşaallah acar beyle birlikte bu çalışmalarınızdan dolayı bir ödülde alısınız.
-
Gönder mehmet özer, 22 Ekim, 2007 03:10:35gerçektende çok güzel bir çalışma olmuş.öncelikle tebrikler. yanlış bilinen lehçemizi,gerçektende güzel bir şekilde yansıtmışsınız.ben uzun zamandır böyle birşey arıyordum. sağolun ki siz yapmışsınız. ben bu lehçenin ve deyimlerin,bizlere dedelerimizden kalan bir miras olarak görüyorum. emeği geçenlere teşekkürler ediyorum...
-
Gönder A.güneş, 22 Ekim, 2007 03:10:35Bunca emek doğrusu kutluyoorum elinize beyninize saglık. mizahla yogrulmuş böyle bir çalisma dogrusu çok da İlgili olmama ragmen görmedim. Urfa ağzının bu denli vüsatli olduğunu inanın bilmiyordum.
-
Gönder ADEM, 22 Ekim, 2007 03:10:35Teşekkürler
-
Gönder Adem Güllüoğlu, 22 Ekim, 2007 03:09:17Saygıdeğer yorumcular; www.yergi.net e gösterilen ilgi beni mutlu ediyor. Sizlere teşekkür ederim. Ancak kültürel çalışma yapan arkadaşlarımızın şevkini kırmayalım. Bu siteden dolayı ben de zaman zaman eleştiri almışımdır. Bu tabiidir, bakış, görüş meselesidir. Birbirini tanımayan hemşerilerimizin buradaki bir yorum yüzünden küsmesi yerine, tersine daha çok bağlantı kurarak hem tanışır, hem de fikir alışverişinde bulunurlar kanaatimce. Kendim e-posta veya telefon bırakan arkadaşları aramış görüş alışverişinde bulunmuşumdur. Saygılarımla…
-
Gönder cemal dereli, 22 Ekim, 2007 03:09:17Sayın Acar. Haza insan evladıymışsınız ki benim o nahoş eleştirime rağmen bana dönüp konuşuyorsunuz, soruyorsunuz. Şüphesiz ki sizin şahsınızla ilgilibir şey değildi. Hem genel yazılarınız, hemde yıllardır süregelen yazılar ve söylemlerin etkisiyle oldu. Bunlara rağmen özür dilerim. Yazmakta zorlandığım için daha fazla girmiceğim ama Urfa Şivesi bu şekliyle yazıya döküldüğünde(konuşma başka)çiğleşiyor, yavanlaşıyor daha doğrusu Urfa Şivesiyle sanki istihza ediliyor, horlanıyor. "Urfa'dan ayrıyız uzaktayız vay Urfam" deyip bunlardan bahsetmek hasretlikle, Urfalılık tutkusuyla bağdaşmıyor bence. Hoşçakalınız, esen kalınız, selamlar saygılar sunarım.
-
Gönder cemal dereli, 22 Ekim, 2007 03:09:17Dün akşamki yorumu yazdıktan sonra okumadan gönder tuşuna aceleyle bastığımdan bılhare okuduğumda eksik ve yanlış olduğunu gördüğüm hususları düzeltmek istiyorum. 1...zorlandığım için KONUYA daha fazla girmeyeceğim... 2.parantez içindeki KONUŞMA BAŞKA ifadesini geri alıyorum. çünkü konuşmamızda daöyle şeyler yoktur. 3. yazınızda kullandığınız "hama hama (hemen hemen) yıallahını seversen kim kullanmış. güllüler mi, alaylar mı, ağanlar mı, erenler mi, yetkinler mi, saraçlar mı, açanallar mı hatta ve hatta acarlar mı, v.s.,v.s..eğer saydıklarımız ve daha sayamadıklarımız biz bu kelimeyi kullandık diyorlarsa o zaman ben urfalı değilim. arzederim.
-
Gönder İ.H.AĞAN, 22 Ekim, 2007 03:09:17Yav önceden söyleseydin ya ögretmen oldugunu muhterem Cemal Dereli. Biz de ona göre hürmet eder ne dersen pesinen kabul ederdik:) Babam sagolsun, bi ara cahilce hevesimden olacak ögretmen olmak istemiştim de beni bırakmadı! yoksa simdi ben de üretmek yerine ukalalık yapiyor olacaktim! ama inanin arkadaslar kolejde okumama ragmen gördügüm manzara hic degismedi. nerde bi ögretmen var orda üretimden cok bilgiclik var. askerde albay neyse sivil hayatta ögretmen o. Sayin site yöneticisi buraya lütfen ögretmenleri sokma. Kapiya nöbetci koy:) saygilar
-
Gönder F.Akıl, 22 Ekim, 2007 03:09:17insaf yani. urfadan kırk yılın basi adam gibi bi adam cıkıyo ve bence süper seyler ortaya koyuyo ama illa ki birileri cıkıp camura bulayacak. neymis hama hama'yı acanallar, yetkinler cartlar curtlar kullanmiyormus. bi kere böyle ailelerin arkasina siginmak hic hos degil.ikincisi diyelim ki bu m.acarin hatasidir. size levent kircadan yilmaz erdogandan ferhan sensoydan öyle yanlislar, hatta öyle calıntılar gösteririm ki sasarsiniz. gectigimiz yil urfa belediyesinde izledigim sözüm ona tiyatroyu izleseydiniz asil yavanlik nerde nasil yapiliyor görürdünüz. degerli yazar yazmis zaten: urfalinin terazisi urfaliyi dogru tartmiyor yazikki! F.Akıl









